Navigation

You are here

Arı ve Sinek, Kıssadan Hisse

Kıssalar, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı özlü biçimde anlatır. Dilimize söz, duygularımıza tercüman olan, hikâye ve masal tadında dinleyende de anlatanda da güzel hisler bırakan bu kıssalardan kendimize hisseler çıkarırız. Az sonra anlatacağımız kıssa da arı ve sinek üzerine olan güzel bir hikâyedir ve herkes hissesine düşeni almalıdır. Aman ha, maksadımız arıları övmek, sinekleri yermek değildir. Her canlının olduğu gibi arı ve sineklerin ekolojik dengede önemi çok açıktır bizim açımızdan. Önemli olan hissemize düşeni görmektir.

Kıssalar, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı özlü biçimde anlatır. Dilimize söz, duygularımıza tercüman olan, hikâye ve masal tadında dinleyende de anlatanda da güzel hisler bırakan bu kıssalardan kendimize hisseler çıkarırız. Az sonra anlatacağımız kıssa da arı ve sinek üzerine olan güzel bir hikâyedir ve herkes hissesine düşeni almalıdır. Aman ha, maksadımız arıları övmek, sinekleri yermek değildir. Her canlının olduğu gibi arı ve sineklerin ekolojik dengede önemi çok açıktır bizim açımızdan. Önemli olan hissemize düşeni görmektir.

Arıları ve sinekleri ağzı açık bir şişeye koymuşlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştirmişler. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru ilerlemişler fakat şişenin tabanı kapalı olduğu için arılar dışarı çıkamamışlar, ancak bir an olsun geri dönüp karanlık tarafa yönelmemişler. Önlerindeki cam engeli aşabilmek ve ışığa ulaşabilmek için mücadele etmişler. Sinekler ise şişenin ağzına doğru dolmuşlar ve dışarı çıkıp karanlıkta kaybolmuşlar. Bazılarımızın aklına arıların akılsızca, sineklerin ise zekice davrandığı gelebilir. Ancak daha derinlemesine düşününce kolektif bir yaşam süren arılardan öğrenecek çok şey olduğunu görebiliriz. Arılar nerede hangi çiçek ile besleneceğini bilen, yüzlerce kovan arasında kendi kovanını bulan ve o kovanın yüzlerce peteği arasında kendininkine yumurtlayan bir canlıdır. Ve bu olağanüstü canlı nasıl olur da şişenin ağzını bulup çıkamaz değil mi? Kuşkusuz ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır. Onlar engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyeceklerdir, bu uğurda ölmeyi de göze alabileceklerdir.

Sinekler ise karanlığa doğru sıvışan kaçaklardır. Hiç umursamadan karanlığa doğru yürüyenlerdir. Sadece kendi yaşamları değerlidir. Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çıkarları söz konusu ise oraya giderler. Kendisinden başka hiç kimsenin önemi yoktur sinekler için. Arıyı kovalamak isterseniz o kaçmaz sizinle savaşır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır ve gerekirse diğerleri için ölür. Ama sinekler kaçarlar. Mikrop taşıyan ayaklarıyla gezerler yaşadığımız her yeri. Sinek olup karanlığa mı, arı olup aydınlığa mı uçmak gerekir? Engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara, insanca değerler yaratmak için mücadele edenlere ve ışık saçanlara selam olsun. Bizim yolumuz aydınlık geleceğin yoludur.

Hissemiz şudur: Daha güzel bir dünya için mücadele edenlerin önlerine engeller çıkacaktır. Önemli olan bıkmadan usanmadan hedefe gitmek için ortaya konulan mücadeledir. Bu hikâyede arılar birlikte mücadele etmeyi, sinekler ise bireysel kurtuluş hayalini temsil ediyor. Bize arıları örnek almak düşüyor.

23 Mayıs 2020